31 Ocak 2014 Cuma

Shakespeare Üçlemesi (1) : “Macbeth” (Ankara DT)



MACBETH


Macbeth, William Shakespeare’in 1606’da yazdığı trajedi türünde bir eser. Birçok opera ve sinema filmine uyarlanmış. “Shakespeare Haftası” dolayısıyla izlediğim ilk oyun olan Macbeth’i, tiyatro formu dışında, Verdi’nin bestelediği opera formuyla da izleyecektim fakat denk getiremedim. Oyuna yer bulduğuma şükrediyorum…

Klasikleşmiş metinlerde metnin ne barındırdığını anlatmaktan çok teknik unsurlara önem vermeyi  tercih ederim. Metin ile ilgili sadece ekleme(ler) ya da çıkarma(lar) varsa söz ederim. Üçlemenin diğer halkaları olan “Fırtına” ve  “Othello” için de bu tutumu sergiledim. Genellikle evrensel olan eserlerin farklılaştırılmasına olumlu yaklaşmam. Değerinin söndüğüne, evrensellikten ülkeselliğe geçerek alanını daralttığına inanırım. “Evet, bu onların (?) ………… (Bir oyun adı)” diye bir şeyi kabul edemem. (Aslında bunu birçok yönetmen de yapıyor ya neyse) Birazdan yazacağım “Macbeth”, tüm bunlardan uzak, evrensel değerlerini koruyabilmiş bir sahneleyiş biçimiyle karşıma çıktı. Her ne kadar klasik sahneleyiş tarzının rejisörün yaratıcılığını sınırlandırdığını düşünsemde, “farklı” olanı deneyip, “deneysel” olmasından iyidir. Hani demiştim ya “ekleme ya da çıkarma var ise söz ederim” diye. Şimdi onlara bir bakalım…

Orijinal metne göre 4. Perde 2. Sahne oyundan çıkarılmış. Bu sahnede Lady Macduff ile çocuğun konuşmalarına yer veriliyor. Ben tamamını olmasa da önemli gördüğüm bir kısmını yazmak istiyorum.

ÇOCUK: Babam hain miydi anne?

LADY MACDUFF: Evet, öyleydi.

ÇOCUK: Kimler haindir?

LADY MACDUFF: Kim olacak sövüp yalan söyleyenler.

ÇOCUK: Öyle yapanların hepsi hain midir?

LADY MACDUFF: Evet hepsi haindir. Kesinlikle asılmalıdır!

ÇOCUK: Sövüp sayanların hepsi asılmalı mıdır?

LADY MACDUFF: Evet hepsi.

ÇOCUK: Onları asma yetkisi kimindir?

LADY MACDUFF: Kimin olacak namuslu insanların.

ÇOCUK: Öyleyse sövüp yalan söyleyenler aptal, güçlerinin ve sayılarının farkında değiller çünkü. Onlar, o kadar çok ki namuslu adamları rahatlıkla götürüp asabilirler.

Özellikle “Onları asma yetkisi kimindir?” sorusu ve çocuğun söylediği son replik, metinde olmasına rağmen, hiç değiştirilmeden, bu haliyle bile bir gönderme olabilirdi. Hatta ben oyunun ana noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. “Çocuk” karakterini oynayan kişi delikanlıydı. Muhtemelen sahne bunun için çıkartıldı. Yine de olmasını yeğlerdim. Hazır, çocuk karakteri ile ilgili görüşlerimi paylaşırken şunu da ekleyeyim, çocuğun kaçtığı sahne fazla havada kalmış. Daha net gösterilebilirdi. 1. Perde, orijinal metinde 3. Perdenin 3. Sahnesinden sonra sonlandırılmış. Yani katiller Banqou’yu öldürdükten sonra. Bir soru işareti ve merak unsuru için doğru bir ayrım. Kapıcının olduğu sahneyi ise, diğer Shakespeare oyunlarındaki “soytarı” ile özdeşleştirdim. (Bilgiç ve ukala)  Klasik sahneleyiş ile sınırlanmadan kastım bu idi. Rejisör için pek de söylenecek bir şey yok. Bozkurt Kuruç (Oyunu izlemeden bu şekilde sahnelendiğini tahmin etmiştim) yukarıda saydıklarımın haricinde başarılı bir oyun ortaya koymuş. “Ben Macbeth seyrettim” cümlesini rahatlıkla söyleyebilirim.

Dekor tasarımı Güven Öktem’e ait. Bu bölümde rejisör ile (Özellikle “mekan” kavramı hakkında) bağlantılı birkaç şey daha söylenebilir. Oyunu Büyük Tiyatro’da izledim. Sahne önü müsait olmasına rağmen dekor geriden başlıyordu. Oyun başlamadan önce sahne önünün çeşitli yollar için kullanılacağını sanmıştım fakat yanılmışım. Herhangi bir devinim olmadı. Buradan hareketle mekan kavramına değinmek istiyorum. Saray, oda, yol, orman, hisar gibi mekanların hepsi için aynı yer kullanılmış. Haliyle bu da biraz algı bozukluğuna yol açmış. O halde sahne önü neden boş tutulmuş? Bir kısım mekan oraya kaydırılabilirdi. Cadılar için ayrı bir yer oluşturulmasını beklerdim. Yalnız hayalet suratından yapılmış büyük pano (Başarılı) “özel alan”ı simgelemeye yetmemiş. 

Bir diğer kafama takılan husus, oyunun yüksek bir platformda oynanmış oluşu. Yükselik, iktidarın farklı konumunu betimlemiş elbette fakat herkesin o yüksekliğe çıkışı biraz evvel yazdığımı yerle bir etmiş. Oraya çıkmak, o makama ulaşmak o kadar kolay mı? Diyeceksiniz ki Macbeth bir bıçak darbesiyle o mevkiiye ulaştı. Haklısınız ama neticede gücün temsili olarak karşımızda duruyor. Gücünü yitirişi ise oyunun sonunda. Başından beri bunu görmemiz etkiyi azaltmış. Yukarıdan inen zırh biçimli perde Macbeth ile Lady Macbeth’in odasını belirlerken, konuşulanların gizliliğini ve odanın koruyuculuğunu göstermiş. Ayrıca zırhın arka plana yansıttığı parmaklık şeklindeki gölgeler Macbeth’in sıkışmışlık duygusunu vermiş. Şüphesiz bu kısımda ışık tasarımcısı Zeynel Işık’ın payı büyük. Zeynel Işık, genelde karanlık bir atmosferde geçen eseri, geceye ve zamana uygun olarak tasarlamış. Bıçaklanma sahnesindeki yanıp sönen ışık ise tehlikenin varlığını bildirmiş.

Kostüm tasarımına imza atan Gül Emre, rejisörün “klasik” yöntemine uyum sağlamış. Lady Macbeth’in intiharından önce giydiği beyaz gecelik “ölüm” (Kefen) halini, önceleri giydiği kırmızı elbise ise “kan”lı halini sunmuş. Hayaletin neden siyah kefenle dolaştığını anlayamadım. Fotoğraflara baktımtığımda beyaz ile gri arası bir renkti.? Müzikler ise ağırlıklı olarak gerilim ve hüznü beraber barındırmış. Kişinin kendi ile başbaşa kaldığı sahnelerde ise dinlendirici müzik ortamı rahatlatmış. Can Atilla oyuna bütün ruhunu katmış. Efektler abartıdan uzak. Borazan sesi de duymak isterdim. Aksesuarlar da dönemi anlatmaya yardımcı olmuş.      

Oyunculuklar, eseri hem daha güçlü hem de daha izlenebilir kılmış. Sinan Pekinton’un oyunculuğuna bayıldım. Özellikle ses tonu insanı etkiliyor. Aç parantez (Bence rejisörlüğü bıraksın) kapa parantez. İpek Çeken mi Lady Macbeth yoksa Lady Macbeth mi İpek Çeken bilemedim? O derece başarılı. İşin içerisine “ruh” katılınca ortaya da böyle güzel sonuçlar çıkıyor. Kadrodaki kalabalık “kuru kalabalık” gibi durmamış. Belli bir amaç ve bütünlük taşıyor. Emeği geçen herkesi kutlar, alkışlarının bol olmasını dilerim. Fazlasıyla memnun kaldım. Bunun için ayrıca teşekkür ederim…


Not: Oyun 2 saat 30 dakika / 2 perdedir

Ayrıntılı bilgi için: www.devtiyatro.gov.tr

Kaynak

Antik Batı Klasikleri : “Macbeth” (Basım: Şubat 2011)



EGE KÜÇÜKKİPER

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder